Emeğin Günü
Bugün üreten, nasırlı elleri ve yorgun bedenleriyle çalışmaktan gocunmayan emeğin günü. Her özel günlerin olduğu gibi 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün de tarihte iz bırakmış bir başkaldırı hikâyesi var.
Baskının, sömürünün sonucunda insanca yaşamanın unutulduğu, unutturulduğu 1886 yılında işçiler Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde günde 12 saat haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı günlük 8 saatlik çalışma talebiyle işi bırakmışlar. Her eyalet ve kentte ırk ayırt etmeksizin bütün işçiler birlik ve beraberlik içerisinde eylemler yapmışlar. O zamanlar için gazeteciler tarafından bu birlik ve beraberlik “ön yargı duvarı yıkıldı” şeklinde yorumlanmış ve nihayetinde insanca yaşamak için mücadele ederek elde edilmiş emekçi günü 1 Mayısta kutlanmaya başlanmış.
Ne yazık ki emek çok değerli olmasına karşılık asla gözümüzle görmediğimiz soyut bir kavram olarak varlığını sürdürüyor. Sizlerin de bildiği gibi uzun bir süredir covid-19 salgını ile mücadele ediyoruz. Bu süreçte emeğin kıymetini bir kez daha anladığımızı düşünüyorum. Salgın sebebi ile herkes maddi ve manevi anlamda olumsuz etkilendi. Ancak ben bu zorlu süreçte bütün emekçiler için ayrıca bir parantez açmak istiyorum. Sağlığını tehlikeye atarak, işini gereği gibi yapan, hayatımızı yaşanır kılmak için işini icra eden herkesin emeği çok kıymetli sizler iyi ki varsınız.
Bütün emekçilerin memleketimizin her karış toprağında alın teri var. Ekmek pahalı, emek ucuz demişti Tolstoy. Umuyorum ki ekmeğin ucuz, emeğin pahalı olduğu günler de bir gün gelecek. Emeğin hak etiği değeri bulması ve 1 Mayıs’ların gerçek bir bayram olarak kutlanması ümidi ile bütün emekçinin, birlik ve beraberliğin gününü kutlarım.
