ANNE, KIZ KARDEŞ, TEYZE, HALA AMA HER ŞEYDEN ÖNCE KADIN!
Her özel günün tarihte iz bırakmış bir çıkış noktası vardır. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü korkunç, üzücü bir olayla gündeme gelmiş.1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde binlerce dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle greve başlamış. Ancak polisin işçilere saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ve arkasından da çıkan yangında 129 kadın işçi korkunç bir şekilde can vermiş.
Kadınlar sadece işçi olarak değil pek çok konuda yaşadığı zorluktan, ötekileştirilmesinden kaynaklanacak olsa gerek ki ‘Emekçi’ kelimesi kullanılmaz hale gelmiş ve söz konusu özel gün daha genel bir anlam taşıyan ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak kutlanmaya başlanmış.
Böylesine anlamlı ve önemli bir gün yaklaşırken ne yazık ki kadına yönelik şiddetin ardı arkası kesilmiyor. Geçtiğimiz günlerde Samsun’da sokak ortasında İbrahim Zarap isimli şahıs 5 yaşındaki çocuğunun önünde eski eşini öldüresiye dövdü. Bu gibi olayların arkasından üzüntülerimizi dile getirip kadına yönelik şiddetin son bulması için elimizden geldiğince eylemler yapıyoruz. Ancak ertesi gün hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Zira Emine Bulut “Ölmek istemiyorum” diye kızının önünde can verirken kızı “Anne lütfen ölme” diye yalvarıyordu. Bu olayın üzerinden 19 ay geçti ne değişti? Vahşetin sadece konumu, türü ve kadınların ismi değişiyor ama kadına uygulanan şiddet değişmiyor.
Evet, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için pek çok kişi farklı platformlarda kadından, Türkiye’de kadın olmaktan bahsedecek. Doğruları yanlışları gösterecek ama bir yerlerde başka kadınlar şiddet görmeye devam edecek.
Öyle bir hale geldik ki şiddet uygulayanların başka insanlardan hiçbir çekincesi, utanma duygusu kalmadı. Sokak ortasında kadına yönelik öldüresiye şiddet var! Bu kadar mı acizsiniz? Nedir bu öfke, hırs, kabul etmemezlik? Erkek için her şey hak ama kadın için var olan hakkını dahi kullanmak bir lütuf.
Sizce de bir şeyleri sorgulamanın zamanı gelmedi mi?
Kullandığımız kelimeler zihniyetimizin tercümanıdır. Dilimize yerleşmiş birtakım tamlamalarda, deyimlerde bile kadınların nasıl ötekileştirildiğinin ve zihinlerimize cinsiyetçi yaklaşımların kazındığının göstergesidir. Değişime başlamak istiyorsak önce zihniyetimizde kadının salt kadın olmasından dolayı değerli olduğunu kabul etmemiz ve dilimize yapışmış o ‘kızını dövmeyen dizini döver, elinin hamuruyla erkek işine karışma, erkektir sever de döver de’ gibi eril kalıpları temizlememiz gerekir. Değişim düşünce ve tercümanı olan dil ile başlar.
Anne ve babalar lütfen çocuklarınıza kız erkek fark etmeksizin şiddetin hiçbir zaman çözüm aracı olmayacağını, problemlerin konuşarak çözülebileceğini öğretin. Çocuklarınıza saygı duymayı, doğru bir şekilde iletişim kurmayı öğretin. Yeni neslin bu bilinçle yetiştirilmesi gerekir aksi durumda kadın cinayetlerinin ardı arkası kesilmeyecektir.
Son söz: Kadınlar anne, kız kardeş oldukları için değil öncelikle insan oldukları için değerlidir. Kadın kendisine yüklenen roller ile değil tek başına kadın olarak vardır ve kadın ne olmak istiyorsa o’dur! O yüzden diyoruz ki;
Anne, kız kardeş, teyze, hala ama her şeyden önce KADIN!
Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun bundan sonraki her gününüzün mutluluk ve huzur dolu geçmesi dileğiyle…
