“İstanbul Sözleşmesi yaşatır” dedik ama bir gece ansızın feshedildi
Her gün binlerce kadının fiziksel veya psikolojik şiddet gördüğü, kimi kadının canice öldürüldüğü bu ülkede şafak operasyonuna gider gibi gece yarısı ansızın “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” (İstanbul Sözleşmesi) Cumhurbaşkanı’nın aldığı karar ile feshedildi. Ülkemizde ekonomik, sağlık, işsizlik, eğitim gibi pek çok problem varken bir gece yarısı şiddeti önlemeye çalışmaktan başka bir gayesi olmayan İstanbul Sözleşmesi feshi çok elzemmiş gibi feshedildi. İnanılır gibi değil…
İstanbul Sözleşmesini uygulayın, İstanbul Sözleşmesi yaşatır dedik avazımız çıktığı kadar. Ama fiiliyatta olan sözleşme uygulanmadığı gibi Cumhurbaşkanınca usulsüz bir şekilde feshedilmeye çalışıldı. Sahi İstanbul sözleşmesi nedir, neyi amaç edinir gerçekten biliyor musunuz?
Kadına yönelik şiddeti bir insan hakkı ihlali olarak tanımlayan ve kadınlara yönelik şiddeti ortadan kaldırmayı amaçlayan bir sözleşmedir.
İstanbul sözleşmesi esasında yaşam hakkı, kişi hak ve hürriyetleri ile bağlantısı olan bir sözleşme olup asgari insan haklarının yaşama geçirilmesini dile getirir. Sözleşmenin temelinde şiddetin önlenmesi amacı yatar.
Gelelim asıl meselemize;
İstanbul Sözleşmesi Cumhurbaşkanı kararı ile feshedilebilir mi?
İnsan hakları ile ilişkili uluslararası anlaşmalar Cumhurbaşkanı’nın tek başına alabileceği bir karar ile feshedilemez. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş anlaşmalar kanun hükmündedir ve hukukun temel ilkelerinden biri olan yetkide ve usulde paralellik ilkesi gereğince İstanbul Sözleşmesi’nin 6251 sayılı kanunla uygun bulunduğu gibi kaldırılabilmesi için de bir kanun hükmüne ihtiyaç vardır. Dolayısıyla İstanbul Sözleşmesi temel hak ve özgürlüklere temas eden bir sözleşme olması ve kanun hükmünde olması sebebiyle Anayasa gereği ancak yürürlüğe girdiği yöntemle feshedilebilir.
Kanun yapma, var olan kanunu kaldırma yetkisi ise TBMM’ye aittir. Cumhurbaşkanı yürütme işlevini sağlayan bir konumdadır ve TBMM’nin yerine geçerek sözleşmenin feshedilmesi işlemini tek başına hukuken yapamaz.
Her ne kadar 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde “Cumhurbaşkanı’na milletlerarası antlaşmaların uygulama alanının değiştiğini tespit etme, bunların hükümlerinin uygulanmasını durdurma ve bunları sona erdirme” hakkı tanınmışsa da bir kanunun yürürlüğüne Cumhurbaşkanı kararı ile son vermek TBMM’nin yasama yetkisini gasp etmek demektir ve bu kabul edilemez. Zira aksi durum savunulduğunda bir kanunun yürürlüğüne Cumhurbaşkanı kararı ile son vermek gibi hukuki alt yapısı olmayan bir durum ortaya çıkar. Keza kuvvetler ayrılığı ilkesinin hiçbir mantığı ve işlevi kalmaz, keyfi uygulamalar arşa çıkar. İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin 9 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile kanuni usule uygun olduğunu savunanlar balığın baştan koktuğunun farkında değiller.
Anayasa 104. Maddesi “Cumhurbaşkanı yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemez. Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.”demekte olup insan haklarını ilgilendiren bir sözleşmeyi Cumhurbaşkanı kararnamesi ile fesih dahi edemeyecekken Cumhurbaşkanı kararı ile feshedilmesi Cumhurbaşkanı’nın yürütme yetkisine ilişkin olmaması sebebi ile kabul edilebilir bir uygulama değildir. Dolayısı ile İstanbul Sözleşmesi’nin feshine dair yapılan işlem hukuken yok hükmünde olup sözleşme varlığını devam ettirmektedir.
