Deprem kaderse önlem iradedir…
13 Mart 1992, Erzincan, 19:08
17 Ağustos 1999, Gölcük, 3:02
23 Ekim 2011, Van, 13:41
24 Ocak 2020, Elazığ, 20:55
30 Ekim 2020, İzmir, 14:51
Türkiye bu anları hiç unutmadı…
Beşik gibi sallanan binalar, yıkılan binaların yarattığı toz bulutları, enkaz başında yakınlarının çıkarılmasını bekleyenlerin korku dolu anları, enkaz altında kalanların verdiği yaşam mücadelesi…
Saniyeler süren sismik hareketlerin ardında korku, umut, ölüm, hüzün tek bir gecede yaşanır. Ancak o kısacık süren sismik hareketler insanın hayatı boyunca unutamayacağı yaralara sebep olur.
Deprem doğal bir afettir. Depremin tekrar yaşanmaması için elden bir şey gelmez ancak depremin yarattığı yıkımları en aza indirmek insan elindedir. Geçmişte ülkemizde derin izler bırakan birçok yıkıcı deprem olduğu gibi gelecekte de oluşacak depremler nedeniyle can ve mal kaybına uğrama olasılığımız oldukça yüksektir. Türkiye’de 2020’nin başından bu yana 21 bini aşkın deprem meydana geldi, gelmeye de devam ediyor. Sismik hareketler göstermektedir ki deprem Türkiye’nin bir gerçeğidir.
Peki, Türkiye yaşanan bu depremlerden ders çıkarıyor mu?
Bana sorarsanız cevabım hayır. Örnek verecek olursam depremden sonra yaşanan en önemli sorunlardan biri toplanma alanlarıdır ve İstanbul gibi her yeri bina olan bu şehirde yaklaşık 15 sene önce 477 tane toplanma yeri belirlenmişken şu anda bu sayı 77’ye kadar düşmüş durumdadır. Keza İmar Kanunu’na aykırı olarak deniz kumundan mezar inşa edilen sözde binalar gereği gibi denetlenmemektedir. Çoğu zaman da İmar Kanunu’na aykırı olarak inşa edilen bu binalar imar affı adı altında meşrulaştırılmaktadır. Bunun örneğini hem Van depreminde hem İzmir depreminde gördük.
Günümüz itibariyle idarenin elindeki teknolojik ve diğer imkanlara rağmen henüz depremin önlenebilmesi mümkün olmasa da idarenin, teknik ve mali imkanları ölçüsünde, alacağı tedbirlerle doğabilecek zararları azaltması mümkündür.
Ülkemizde deprem adına paralar toplanıyor ve bu paralar önlem amacıyla kullanılıyor. Ancak bu yeterli bir uygulama değildir. Bu anlamda idareye çok önemli görev ve sorumluluklar düşüyor. İnşa edilen binaların İmar Kanunu’na uygun bir şekilde gerekli yapı ve malzemelerden yapılması ile deprem bölgelerinde yeniden yapılacak veya değiştirilecek yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak inşa edilmesi sağlanmalıdır. Gevşek zeminli araziler imara açılmamalı, mevcut binalar olası depremlere karşı dayanaklı hale getirilmeli. Özellikle binaların, imar planında belirlenen yerlere yapılması sağlanmalı ve imar planlarına aykırı yapılaşmaya izin verilmemelidir. Bu sayılanlar ve benzeri konularda idarenin gerekli denetim ve kontrolleri titizlikle yapması çok önemli. Aksi takdirde deprem nedeniyle yaşanan kayıplar bakımından idare sorumlu tutulacaktır.
Unutmayın insanı deprem değil, usulsüz inşa edilen binalar öldürür.
