KISIR DÖNGÜ
Kısır Döngü
2020 yılı Mart ayında Türkiye’de ilk kez Koronavirüs vakasının tespit edilmesiyle pandemi ile olan mücadelemiz baş gösterdi. Akabinde Koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla ülkemizde bir dizi yasaklar getirildi. Getirilen bu yasaklar hayatımızı tamamen değiştirdi. Bu değişim kimimiz için felaket oldu. Esnaflar iş yapamadı, dükkânlara kepenk çekildi, pek çok insan ücretsiz izne çıkarıldı… Kimi zaman ekonominin canlanması amacı ile bu yasaklar esnetildi. Aşılama süreci ile birlikte illerdeki vaka sayısına göre risk analizi yapıldı ve iller mavi, sarı, turuncu, kırmızı renklerle gösterilerek kontrollü normalleşme sürecine geçildi. Mücadelede ilerleme kaydediyoruz derken kontrolü kaybettik yeniden evlere hapsolduk. Mavileşmeyi beklerken vakaların 50- 60 binlere ulaşmasıyla adeta siyaha döndük ve nihayetinde 1 yılı aşkın bir süredir mücadele ettiğimiz salgın sürecinde en başa döndük.
Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il Valiliğine Kısmi Kapanma Genelgesi gönderildi. Bu genelge kapsamında sokağa çıkma kısıtlaması, seyahat kısıtlaması gibi temel hak ve özgürlüklerimize müdahale teşkil eden bir dizi tedbir alındı.
Sizce bu tedbirler salgınla mücadele bakımından etkili mi?
Ben bu tedbirlerin etkili olduğunu düşünmüyorum. Çünkü alınan tedbirler kendi içerisinde tutarlı ve mantıklı değil. Örnek vermek gerekirse herhangi bir zorunlu hali bulunmayan vatandaşların sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde şehirlerarası seyahatleri toplu taşıma araçları kullanmak suretiyle mümkünken özel araçla seyahat ancak izin belgesi alınması halinde mümkün. Bir başka ifade ile toplu taşıma araçları ile aynı aracın içinde tanımadığımız birçok kişi ile keyfi olarak şehir değiştirebiliyoruz ancak özel aracımızla şehir değiştirmek için seyahat izin belgesi almamız gerekiyor. İlginç… Oysaki toplu taşıma araçları ile de seyahat etmek için izin belgesi alınması salgınla mücadelede daha yararlı olurdu.
Elbette salgınla baş edebilmek için tedbir alınması aşikâr. Ancak tedbirlerin kendi içerisinde mantıklı ve salgını önleyici mahiyette olması gerekir.
Peki, alınan bu tedbirler hukuki sürece uygun mu?
Koronavirüs salgını kapsamında uygulanacak tedbirleri belirleme yetkisi Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile Sağlık Bakanlığına verilmiştir. Mevzuatımızda salgın hastalıklarla mücadele konusunda İçişleri Bakanlığı’na verilmiş herhangi bir yetki yoktur. Dolayısı ile salgın hastalıklarla mücadeleye ilişkin İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ve illere gönderilen Kısmi Kapanma Genelgesi yetki bakımından hukuka aykırıdır.
Getirilen kısıtlamalar temel hak ve özgürlüklerimizi sınırlamaktadır. Anayasa’nın 13. Maddesi gereği temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısı ile sokağa çıkma kısıtlaması, seyahat kısıtlaması gibi temel hak ve hürriyetlere ilişkin kısıtlamaların genelge ile düzenlenmesi de hukuka aykırıdır. Bu kısıtlamaların kanunla ayrıca ve açıkça düzenlenmesi gerekir.
Dünyada salgının etkilerinin çok uzun bir süre daha devam edeceği dikkate alındığında bu sürecin yönetilmesini kolaylaştıracak kanuni düzenlemelerin yapılması ve etkili tedbirlerin alınması önem teşkil etmektedir.
Sağlık Bakanlığı tarafından salgınla mücadele kapsamında uyulması gereken tedbirler pek çok kez paylaşıldı. Sosyal mesafe, maskenin ağız ve burnu kavrayacak şekilde takılması, şüphe halinde kimseyle temas etmeden en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi, temizliğe dikkat edilmesi gibi tedbirlere uymaya özen gösterelim.
Herkese sağlıklı günler dilerim.
