KADIN AĞACI SANATA DÖNÜŞTÜRÜR !
KADIN AĞACI SANATA DÖNÜŞTÜRÜR !
Kadın , ağacı sanata dönüştürür… Kıymetli okurlarım bir fuarda gördüğüm oyma sanatıyla uğraşan usta sanatçı “SAYIN GÜLEN GÜL ÇÖPOĞLU ‘dan oyma sanatı ile ilgile bilgi aldım sizlere aktarıyorum.
Oyma; ahşap malzeme üzerine yapılan bir çizimin özel kesici aletlerle istenmeyen yerlerinin yontulması ile elde edilmesi sanatıdır. Bu sanatla iştigal edenlere “hakkak” denir
Oymacılık sanatında genelde iki metod takip edilir:
1. Alçak kabartma usulü: İstenen ve tasarlanan biçim ve şekilleri sert bir aletle herhangi bir maddenin üzerine oymak.
2. Yüksek kabartma usulü: Oyulması tasarlanan şekillerin, oyulan cisim üzerinde bırakılmasıdır. Ayrıca ağaç oymacılığında şebeke ve geçme usulleri de uygulanmaktadır.
Ahşap oymacılığı yüzyıllar öncesine dayanan bir sanattır. Mobilyaların yanı sıra heykel tasarımlarının da hazırlanmasında kullanılan ahşap oyma dekoratif uygulamaların resmedilmesidir. Ahşap oyma nedir sorusunun yanıtına sanat demek doğru olur. Ahşap oymacılık sanatı nedir dersek, belirlenen dekoratif şekillerin ya da heykelin ağaç üzerine belirli malzemelerin kullanımı ile tamamen el işçiliği ile hazırlanan uygulamadır. Ağaç oymacılığında sedir, ceviz, abanoz, gül ağaçlarından yararlanılmaktadır. Uygulama şekline ve uygulama sonrasında kullanılacak olan alana göre de değişim göstererek değişen ağaçlardan yararlanılabilmektedir.
Orta Asya Türklerinin de birçok kabartma ve oyma resim şeklinde heykel yaptıkları bilinmektedir. Bunlar Orhun’da yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Türkler İslamiyeti kabul edince, put sayılan heykellerin yapımından vazgeçip tezyini oyma sanatı ile uğraştılar. Bu sanat Türkistan’da gelişerek altın çağını yaşadı. Buradan Selçuklulara geçti. Oymacılık Selçuklularda cami, saray, medrese vs. gibi yerlerin kapı ve pencereleriyle binaların dış yüzeylerinde yapıştırma şeklinde kendini gösterdi. Selçuklulardan Osmanlılara geçen oymacılık ve kabartma sanatı daha da gelişti.

Kadın üreticilerin bu mesleği yapması cesaret işi
İlk başlarda zor gibi gelsede aslında öğrenince zor olmadığını anlıyor insan, sadece kuvvet ve sabır gerektiğini öğrendim. Iskarpela tutmasını öğrendikten sonra, ahşabı iyi tanımak gerekiyor, ahşapta su yönü diye birşey vardır onu tersten oyarsan kırılır ya da dağılır. Bunu öğrenmekle başlıyor ahşap oymacılığın macera serüveni.
Yaptığımız ürünler iç mimarisinde ev dekorasyonunda kullanılan, yemek masası, ayna çerçevesi, yatak odası, drasuar, duvar panoları, sehpalar, kavukluk, sandık, takı kutusu akla gelebilecek her şey.

AHŞAP kokusunun insana yaşam sevinci verdiğini biliyor muydunuz?
Tamamen insanı pozitif yönde etkiliyor ve insanın üzerindeki negatif enerji alıyor ve rahatlıyor. İşine odaklanıp hiç bir şey düşünmüyorsun, ne saatler yetiyor ne de zaman yetiyor çalışmaya…
Üzüldüğüm tek konu, severek yaptığımız eserlerin satışını sağlayamamak.
Elimizden tutan olsa, bize bir kapı açılsa ve yaptığımız işi dünyaya tanıtsak….Evet Dünyanın bir çok ülkesinde ahşap oyma, ahşap oyuncaklar heykeller yapılıyor lakin bizim Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait motifleri ahşabın üzerinde nakış nakış kim işliyor. Bize açılan kapılarda
Tarihimizden yansıyan bu tasarımlar ve motiflerle yapılan ürünlerimiz dünyada pazarlama ihracatımızı artırır. Tek elle Iskarpelayı eline alda oy bakalım yapabilir misin. Bir elin nesi var iki elin sesi vardır…
