Bilimsel Gerçek Ortaya Kondu: Aşıların Alüminyum İçeriği Sağlığı Tehdit Etmiyor

Danimarka’da 1997–2020 yılları arasında doğan tam 1 milyon 255 bin çocuğun takip edildiği bu çalışma, özellikle aşı karşıtlarının en sık dile getirdiği “alüminyum toksisitesi” iddiasını çürüttü.
Araştırmaya göre bebeklerin aşı yoluyla aldığı toplam alüminyum miktarı yalnızca 4,4 miligram. Bu miktar, hazır mama ile alınan yaklaşık 38 miligrama göre oldukça düşük. Dahası, aşıyla vücuda giren alüminyumun büyük kısmı 24 ila 48 saat içerisinde idrar ve dışkı yoluyla atılıyor. Yani vücutta birikme yapmıyor.
Çalışma, çocukluk çağı aşıları ile tip 1 diyabet, otizm, astım, egzama gibi hastalıklar arasında istatistiksel olarak anlamlı hiçbir bağlantı bulunmadığını da gösterdi. Üstelik bu sonuçlara ulaşılırken annenin sigara içip içmemesi, ailenin gelir durumu gibi pek çok karıştırıcı etken de dikkate alındı.
Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, araştırmayı “aşı güvenliği konusunda bugüne kadar yayımlanmış en kapsamlı ve güvenilir çalışmalar arasında” olarak nitelendirdi. Prof. Dr. Yavuz, “Kendi kızıma da tüm aşılarını eksiksiz yaptırdım. Aileler bu konuda gönül rahatlığıyla hareket edebilir” ifadelerini kullandı.
Yavuz ayrıca, sosyal medyada sıkça paylaşılan ve bilimsel dayanağı olmayan söylemlerin çoğunun ticari kaygılarla yayıldığını belirtti. “Aşıdan tamamen uzaklaşmış grupları değil, tereddüt içindeki aileleri doğru bilgilerle kazanmak öncelikli hedefimiz olmalı” dedi.
Çalışma aynı zamanda, thiomersal gibi maddelerle ilgili eski ve çürütülmüş “aşılar otizme yol açıyor” iddialarının da hiçbir bilimsel karşılığı olmadığını bir kez daha gösterdi.
Türkiye’deki aşı takviminin, araştırmanın yapıldığı Danimarka ile büyük ölçüde örtüştüğü, hatta Danimarka’da uygulanan aşı sayısının daha fazla olduğu belirtildi. Bu da araştırma sonuçlarının Türkiye için de geçerli olduğuna güçlü bir işaret olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, bu geniş kapsamlı çalışma çocukluk çağı aşılarının güvenilirliğini net biçimde ortaya koyarken, aşı karşıtlığının bilimsel zemini olmadığını bir kez daha gösterdi.















